Bugün 16 Kasım 2018, Cuma         
Bizi Takip Edin!   
 
 SİSTEM İSTATİSTİKLERİ
Bugün Dün Toplam
7
9
7.987

 

İZMİR ARI YETİŞTİRME

 

İZMİR ARI FİRMALARI

 

İZMİR ARI BİRLİĞİ

 

İZMİR ARI YETİŞTİRENLER

Arı Yetiştiriciliği Hakkında Bilgiler

 
 

Tarımsal Danışmanlık :

 
Tarımsal işletme sahiplerinin, tarımsal üretim, işleme ve pazarlama
sürecinin bütün aşamalarında karşılaştıkları problemler ve bunların birbirleriyle ilişkileri hakkında
bilgi sahibi olmalarını, kendilerine, geliştirilen teknolojileri kullandırmak suretiyle, bu problemleri
çözebilecek bilgi ve beceri kazandırılmasını ve kırsal alanda yaşam standardının yükseltilmesini
amaçlayan tarımsal işletme sahiplerinin eğitimi, yayım, danışmanlık ve bilgilendirme faaliyetlerini,
ifade eder.
 

Amaç : 

 Bu Yönetmelik; tarımsal işletme sahiplerinin bilgi, teknik ve yöntemler konusundaki ihtiyaçlarının
zamanında ve yeterli düzeyde karşılanması ile ilgili usul ve esasları belirlemek amacı ile
hazırlanmıştır.
 

Kapsam : 

 
 Bu Yönetmelik; kamu yayım hizmetleri ve sivil toplum örgütleri, ziraat odaları, tarımsal danışmanlık
şirketleri, serbest tarım danışmanlarınca yerine getirilecek tarımsal yayım ve danışmanlık
hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak; ilke ve kural belirleme, strateji ve program geliştirme,
yönlendirme, özendirme, eğitim, sertifikalandırma, belgelendirme, görev ve sorumluluk tanımlama,
izleme, değerlendirme, denetim ve yaptırım uygulama görevleriyle ilgili usul ve esasları, tarımdan
girdi alan ve tarıma girdi veren kuruluşların ticari faaliyetleri çerçevesinde yapacakları çiftçi
bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları kapsar.
 
 2-KURUMSAL:
 Yönetim Kurulu,
 Hüseyin ŞENGÜL Yönetim Kurulu Başkanı
 Mahmut KOÇAN Yönetim Kurulu 2. Başkanı
 Ömer YORULMAZ Muhasip Üye
 Üzeyir KARACA Üye
 Süleyman YILMAZ Üye
 Ramazan KEKLİK Üye
 Murat ÇÖP Üye
 Denetim Kurulu,
 Recep KAN Denetim Kurulu Başkanı
 Habip AKÇA Üye
 Mehmet Ruşan GÖKTUNA Üye
 Çalışan Personel,
 Figen GÜLEÇ Muhasebe
 İbrahim MERSİN İdari İşler
 Süleyman KARAARSLAN Bergama Bölge Büro Sorumlusu
 Nuray AŞÇIOĞLU Ödemiş Bölge Büro Sorumlusu

 

MEVZUAT:

Arıcılık Yönetmeliği, Yurt İçi Hayvan Sevkleri Yönetmeliği, Tarımsal Danışmanlık
Hizmetleri Yönetmeliği,.2014 yılı TYDD Hizmetleri Tebliği.
 

BAĞLANTILAR:

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı linki (http://www.tarim.gov.tr/)
bulundurulacaktır. Eğitim ve Yayınlar Dairesi Başkanlığının linki (http://www.tarim.gov.tr/EYYDB)
bulundurulacaktır.
 
ARICILIK:
 
1. Arıcılık Nedir: 
 
 Genel anlamda arıcılık, bir amaç doğrultusunda "Arıları Kullanabilme ve Yönetebilme Sanatı"
olarak adlandırılabilir. Teknik arıcılık için bilgi ve tecrübeye ihtiyaç vardır. Aksi halde, bilgi ve tecrübe
olmadan teknik arıcılık hatta sıradan bir arıcılık bile yapmak mümkün değildir. Arıcılığa başlamadan önce
arı ailesi (koloni), aile bireyleri ve koloninin yaşam düzeni ile arıcılığı ilgilendiren diğer konularda bilgi
sahibi olunmalıdır. Bilgi ve tecrübeden yoksun yapılacak arıcılık ekonomik kazanç bir yana, başarısızlıkla
sonuçlanır. Arıcılığın tarihçesi insanların mağara hayatı yaşadığı on binlerce yıl öncesine kadar
gitmektedir. M.Ö. 7000 yıllarına ait mağaralara çizilen resimler, çok eski tarihlere ait arı fosilleri ve
benzeri tarihi buluntular bu görüşü doğrulamaktadır. İlk insanlar doğal olarak ağaç kovukları ve kaya
oyuklarına yuvalanan oğulları öldürerek ballarından yararlanmışlardır.
 Tarihi gelişim içinde taş devrinden itibaren; önce mantar ve ağaç kütükleri sonra da toprak ve kilden
yapılmış kaplar kovan olarak kullanılmış ve zamanla bugün kullanılan kovanlar geliştirilmiştir. Gerçek
arıcılık, insanların ağaç kovukları içinde yuvalanan arıları öldürmeden bir miktar bal almaları ve bir
miktar balı da arılara bırakmaları ile başlamıştır. Arıların gen merkezlerinin Orta-Doğu ülkeleri
olduğundan arıcılığın ortaya çıkması bu ülkelerde olmuştur. Bununla birlikte M.Ö. 1300 yıllarına ait
olduğu sanılan ve Hititler devrinden kalma Boğazköy'deki taş yazıtlarda arılardan bahsedilmesi arıcılığın
Anadolu'da da çok eski tarihlere dayandığını göstermektedir.
 Son birkaç yüzyıl öncesine kadar çok uzun bir süre ilkel olarak yapılan arıcılık, bir çok bilimsel buluş
ve gelişmelerin ışığında günümüz arıcılığına kadar gelişme süreci yaşamıştır. Günümüz arıcılığına
gelinmesinde; 1787 yılında ana arının havada çiftleştiğinin tespiti, 1845 yılında arı üreme biyolojisinin
izahı, 1851 yılında çerçeveli fenni kovanın keşfi, 1857 yılında temel petek kalıplarının bulunuşu, 1865
yılında bal süzme makinesinin icadı, 1882 yılında larva transfer yöntemiyle ana arı yetiştirme tekniğinin
keşfi ve 1926 yılında ana arılarda yapay döllemenin bulunuşu gibi icatlar katkıda bulunmuştur.
 
2. Arıcı Kimdir:
 
 Meslek Standartları Kurumunun tanımına göre; Arıcı, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde, arılı
kovan hazırlama, ana arı, oğul arı ve arı ürünleri üretme, arı kolonisinin bakım, beslenme, arı ürünleri
hasadı, arıcılık araç, gereç ve ekipmanlarının bakım ve onarım işlemlerini yapma bilgi ve becerisine sahip
nitelikli kişidir. Arıcı, işletmenin genel çalışma prensipleri doğrultusunda, araç, gereç ve ekipmanları etkin
bir şekilde kullanarak, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çevre koruma düzenlemelerine ve mesleğin verimlilik
ve kalite gerekliliklerine uygun olarak, belirlenmiş görev ve işlemleri yerine getirir.
 
3. Neden Arıcılık:
 
Türkiye bitki varlığı bakımından dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır.Tüm Avrupa kıtasında 12.000
dolayında bitki türü varken Türkiye’de 10.000 dolayında bitki türü bulunur Dünyada yetişen ballı
bitkilerin ¾ ü Türkiye’de yetişmektedir. Modern tarımın önemli dallarından biri olarak kabul edilen
arıcılığı, yurdumuzun hemen her yerinde başarıyla yapmak mümkündür. Yaşadığımız coğrafyanın
iklimi ve bitki örtüsü özellikleri, arıcılıktan verimi yüksek sonuçlar alınmasına olanak sağlayacak
niteliktedir. Arıcılık az bir sermaye ve emekle yapılmaya çok uygun bir uğraştır. İsteyen herkes evinin
bahçesinde komşularına zarar vermeden 2-3 kovana bakabileceği gibi, işe ticari boyut katıp bu sayıyı
rahatlıkla 30-50 kovana çıkartabilir. Bu özelliğinden dolayı, bir ailenin geçimini sağlayan ana uğraş
olabileceği gibi, diğer işlerin yanında ek gelir sağlayan yardımcı bir faaliyet olarak da rahatlıkla
yapılabilir. Arıdan elde edilen bal, balmumu, polen ve diğer ürünler ülke ekonomisine önemli girdiler
sağlar. Bu ürünlerin besin olarak tüketilmesinin sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusuna olan
katkıları da herkesçe bilinir. Arıcılığın tarım açısından en büyük önemi ise, bitkilerin tozlaşmasında
(polinasyonda) oynadığı roldür. Polen toplamak için çiçekten çiçeğe gezen arı, bitkilerin doğal yoldan
döllenmesine yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre arının bu fonksiyonu yaklaşık olarak üründe %
40 verim artışı sağlar.Yurtdışında birçok meyve bahçesi sahibi tozlaşma döneminde bahçesi için arı
kovanı kiralar. Buralarda arıcılar bu işten gelir elde eder. Bir arı kolonisi diğer tarımsal üretim
dallarında olduğu gibi sürekli bakım istemez. En azından sabah akşam, yem, su, gübre vs istemez.
Belli dönemlerde birkaç saati alacak bir bakım işlemi, sağlıklı arı kolonilerine sahip olmak için yeter 
de artar bile. Ancak en çok gereksinim duyduğu su arılığın önünden eksik edilmemelidir. Aksi
takdirde arı kolonisi su bulmak için komşularımıza zarar verebilir. Arıcılık ayrıca büyük uzmanlıklar
gerektirmez, kolaylıkla öğrenilebilir. Zaten arıcıların en büyük meziyetlerinden birisi de bildiklerini
başkalarına öğretme arzusudur. Arıcılık yapmaya karar veren herkes, bu işi bilenlerin yardımlarıyla
kısa zamanda arıcılık faaliyetinin ince ayrıntılarını öğrenmeye başlar.
 Arıcılığın çok önemli bir uğraş olduğu, bu işe gönül verenler tarafından sıklıkla vurgulansa da
maalesef ülkemizde bu alanla ilgili gerekli ve yeterli yatırımlar önemsenerek yapılmamaktadır.
Bilindiği gibi bütün dünyada sentetik katkı maddeleri içermeyen doğal gıdalara karşı büyük bir ilgi
oluşmaya başlamıştır. Arıcılık hiçbir teknolojik yatırım yapmaya gerek kalmadan kendiliğinden
katkısız ve doğal gıda üreten bir sistemdir. Bu yüzden ekonomik değeri önümüzdeki yıllarda
kendiliğinden artacaktır.
 
4. Besleme:
 
 Her canlı gibi arılar da yaşam sürekliliği için besine ihtiyaç duyarlar. Doğanın bir bağışı olarak arılar
temel besin ihtiyaçlarını; nektar (bal özü), salgı (basra) ve polenden karşılarlar. Ancak kimi zaman bu
besin kaynaklarının yeterli olmadığı durumlarda teknik arıcılığın gereği olarak arıların beslenmesi gerekir.
Genel olarak, koloniler erken ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde beslemeye ihtiyaç duyarlar. İlkbahar
beslemesi 1/1’lik şeker şurubu (1 ölçek su ve 1 ölçek şeker) ile yapılırken sonbahar beslemesi 1/2’lik
şeker şurubu (1 ölçek su ve 2 ölçek şeker) ile yapılır. Erken ilkbahar döneminde yapılan beslemedeki
amaç; bu dönemde nektar kaynakları sınırlı olduğundan koloni ihtiyacının karşılanması ve ana arının
yumurtlamaya teşvik edilmesidir. Bu dönemde yapılan şeker şurubu beslemesi koloninin hızlı gelişmesine
büyük katkıda bulunur. Sonbahar beslemesi ise, arıların kış ihtiyacı için kolonide yeterli besinin
bulundurulması için yapılır.
 
 Şeker şurubu veya bal yanında koloninin diğer önemli besin ihtiyacı polendir. Kolonide yeterli polen
yoksa; koloni gelişemez, yavrular beslenemez ve işçi arılar arı sütü salgılayamazlar. Bu nedenle
kolonilerde her dönemde yeterli polen stoku bulunmalıdır. Doğada polen kaynaklarının kıt olduğu
dönemlerde (genellikle erken ilkbahar ve sonbaharda) polen ihtiyacının takviye edilmesi ve karşılanması
yönüyle, KEK ile besleme yapılır.
 
 
5. Çam Balı Alanları:
 
 Türkiye çam balı üretiminin % 20-25’ni İzmir, Aydın, Çanakkale, Antalya illerimizin sahil ve sahile
yakın yerleşim birimlerinden ve % 75-80’ini Muğla ilindeki kızıl çam ormanlarından karşılanmaktadır.
385 orman köyünün 260 adetinde basralı çam ormanı bulunmaktadır. Muğla ormanlarının % 14,46’sına
tekabül eden 60,000 hektarlık bir alanda çam balı üretilmektedir. Çam balı üretimi Temmuz ayı sonunda
başlayarak sahillerde Nisan sonuna yükseklerde 15 Mayısa kadar devam eder. Ağustos, Eylül, Ekim ve
Kasım aylarında yoğun çam balı üretimi yapılır. Çam balı üretim alanları bölgesel olmasına rağmen
üretimi ülkeseldir. Ülkemizin tüm arıcıları bu alanlardan faydalanmaktadırlar.
 
6. Flora Takibi:
 
 Profesyonel ve teknik arıcılıkta flora (bitki örtüsü) takibi ve buna bağlı olarak kolonilerin gezdirilmesi
önemli bir kuraldır. Gezginci arıcılık yapılmadan sabit arıcılıktan gelir sağlamak mümkün değildir.
Türkiye, bulunduğu iklim kuşağı yönünden olsun, nektar ve polen üreten doğal ve kültür bitkileri
zenginliği yönünden olsun arıcılık yapmaya çok elverişlidir. Flora takibi ve gezginci arıcılık iyi
planlandığı ve bilgili hareket edildiği taktirde arıcıya çok büyük gelir sağlar. Bu iş için her şeyden önce,
kolay taşınabilir, çok iyi havalandırmaya sahip modern kovanların kullanılması şarttır.
 Nektar ve polen kaynaklarının seçiminde; bol miktarda ve uzun süre nektar ve polen veren bitkilerin
bulunduğu yöreleri araştırmak işin esasıdır. Yonca, korunga, fiğ, üçgül, kekik, adaçayı, geven, karagan
(karabaş), kuş dili (biberiye), ballıbaba, pamuklu, püren, hardal, oğul otu, pamuk, ayçiçeği, kestane
ıhlamur, akasya, okaliptus, turunçgiller (narenciye), elma, kiraz, badem ve genellikle Ege Bölgesi kıyı
şeridinde bulunan basralı çamlar arıcılık yönünden önemli bitki türlerinden bazılarıdır. Arıların konulacağı
yerler olarak; rüzgar almayan, trafiği yoğun ana yollardan ve zirai mücadele ilaç uygulanan alanlardan
uzak yerler seçilmelidir. Gezginci arıcılığın ve flora takibinin esasını oluşturan arı nakilleri sırasında;
yeterli havalandırma sağlanmalı, özellikle sıcak günlerde taze örülmüş peteklerin eski peteklere göre daha
kolay kırıldığı unutulmamalıdır. Nakil sırasında ballı tek bir peteğin dahi kırılması koloninin ölümü
olacağından özellikle yaz aylarında taze örülmüş ballı peteklerle nakil yapılmaması, nakil zorunlu ise taze
ve ballı peteklerin koloniden alınarak nakillerin mutlak surette geceleri yapılması uygundur.
 
B-Arı
1-Arı Taksonomisi:
 
 Dünyada 100.000 dolayında böcek türü taksonomik olarak sınıflandırılmıştır. Bu 100.000 tür içinde
23.000 dolayında arı türü bulunmaktadır. Bal arıları evrimleri süresince diğer böcek türlerinden farklılık
göstererek kendilerine has morfolojik ve anatomik yapılarını geliştirmişlerdir. Örneğin bal arılarında polen
toplamaya yarayan polen sepetçiklerinin oluşması, nektar ve polenle beslenmeye geçiş bu farklılaşmanın
en tipik örnekleridir. Hayvanlar aleminin böcekler sınıfında yer alan bal arısının taksonomisi aşağıda
verilmiştir.
 
 Alem (Kingdom) : Hayvanlar (Animalia)
 Şube (Phylum) : Eklembacaklılar (Arthropoda)
 Alt şube (Subphylum) : Antenliler (Antennata)
 Sınıf (Class) : Böcekler (Insecta)
 Takım (Order) : Zar kanatlılar (Hymenoptera)
 Familya (Family) : Arılar (Apidae)
 Cins (Genus) : Bal arıları (Apis)
 Tür (Species) : Bal arısı (Apis mellifera)
 Apis cinsi içinde "Batı" bal arısı olarak adlandırılan Apis mellifera dışında 3 tür daha bulunur ki
bunlar "Doğu" bal arısı türleri olan; Apis cerana, Apis dorsata ve Apis florea'dır.
 Dünya bal üretiminde A. Cerana'dan kısmen yararlanılırken üretimin tamamına yakın kısmı
A.mellifera kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Diğer 2 tür ise kovana alınamamış olup doğal yuvalarda
tek bir petek üzerinde yaşamaktadırlar.
 
2-Arının Vücut Yapısı:
 
 Arının vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölümden meydana gelir. Arıların bütün vücudu
kitinli kalınca bir katmanla örtülüdür. Bu katman bir dış iskelet meydana getirir ve hayvanın iç
organlarının korunmasını sağlar. Ayrıca arıların vücudu sık bir tüy tabakasıyla kaplıdır. Arılarda baş
önden bakıldığında bir üçgeni andırır. Başta; gözler, duyarga ve ağız parçaları bulunur. Gözler bir çift
bileşik (petek) göz ile üç adet basit gözden ibarettir. Basit gözlerin her biri binlerce küçük üniteden
oluşmaktadır. Bileşik göz; ana arıda 3.000, işçi arıda 4.000 ve erkek arıda 8.000'den fazla gözcüğün 
birleşmesinden meydana gelmiştir. Gözün her bir ünitesi bakılan cismin küçük bir kısmını görür ve bu
görüntüler birleştirilerek cismin görüntüsü tamamlanır.
 Arılarda koku, tat ve dokunma, hissetme duyularını algılayan bir çift duyarga (anten) başta
bulunmaktadır. Bu duyargalar oldukça kuvvetli kaslar yardımıyla her yöne hareket etme kabiliyetine
sahiptirler. Duyargalar dişilerde 12, erkeklerde 13 halkadan meydana gelmiştir. Duyargalar içerisinde
bulunan sinir uçları sayesinde arılar duyularına ek olarak rüzgar hızını ve hava sıcaklığını da
algılayabilmektedirler. Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu
algılayabilirler.
 Arılar; üst dudak, üst çene, alt çene ve alt dudak olmak üzere dört kısımdan meydana gelen yalayıcı-
emici ağız tipine sahiptirler. Alt çeneleri yardımıyla koparıcı özellik gösterirler. Alt çene ve alt dudak
birlikte uzanarak hortum şeklindeki “probozisi oluştururlar. Probozis ve bunun uzantısındaki dil sıvı
gıdaların alınmasını sağlar. Dil uzunluğu, arı ırkına göre değişmekle birlikte 6-9 mm arasındadır. Arının,
üzeri kıllarla kaplı bulunan dil kısmı iç içe geçmiş sert halkalardan oluşur. Bu halkalar arasında zarımsı,
dar ve tüysüz kısımlar vardır. Bu yapısından dolayı dil gerektiğinde uzayıp kısalabilme özelliğine sahiptir.
Beslenme işlemi bittiğinde probozis kıvrılıp başın arka kısmına katlandığında dil eski haline nazaran
oldukça kısa görünmektedir.
 
3-Ana Arının Önemi Ve Üretimi :
 
 Ana arı yetiştiriciliğinde kullanılan başlatıcı ve bitirici koloniler yeterince güçlü olmalı, bol miktarda
arı sütü salgılayacak genç işçi arı ve polen içermelidir. Polen, genç işçi arıların arı sütü üretebilmeleri için
gerekli besin maddesidir.
 Ana arının ilkbaharla sonbahar arasındaki dönemde yetiştirilebilmesine karşın, en uygun dönem,
nektar ve polen üretiminin en bol olduğu zamandır. Ana arının üretildiği dönemde nektar ve polen
üretiminin yeterli ve dengeli olması; ana arı hücrelerine daha bol arı sütü bırakılmasına ve oğul dönemi
devam ettiği için doğal çoğalma içgüdüsünün değerlendirilmesine neden olur. Ayrıca, bu dönemde erkek
arıların aktif ve bol oluşları iyi bir fırsattır.
 
Ana Arı Üretimi :
 
Ana arı üretimi, üretimle ilgili işlerin sırasıyla ve zamanında yapılmasını
gerektirir. Başlatıcı kolonilerin hazırlanmasından itibaren yumurtlamaya başlayan bir ana arının üretimi
yaklaşık 1 aylık bir zaman gerektirir. Ana arı üretim kapasitesini etkileyen en önemli faktör çiftleştirme
kutularının sayısıdır. Mayıs-Eylül ayları arasındaki üretim döneminde her bir çiftleştirme kutusu için 4-5
adet ana arı üretilebilir. Örneğin 100 adet çiftleştirme kutusuna sahip ticari ana arı üretim işletmesi 1 yılı
kapsayan üretim döneminde 400-500 adet ana arı üretip satabilir. Bu sayıya ulaşabilmek için aşağıda
verilen iş ve işlemlerin aksatılmadan yapılması zorunludur. Ana arı üretimi zor bir iş olmamakla birlikte
plan, program ve ekip çalışması gerektiren bir iştir.
 Damızlıkların Seçimi ve Hazırlanması
 Damızlık olarak kullanılacak ana arılar, ait olduğu ırkın tüm özelliklerini belirgin bir şekilde
göstermeli ve gerekli seleksiyon aşamalarından geçmiş olmalıdırlar. Ticari ana arı üretimi yapan
kuruluşlar, üretimlerini damızlık değeri taşıyan ve nesilleri test edilmiş, tercihen damızlık sertifikası almış
ana arılardan yapmalıdırlar. Sertifikalı damızlık ana arılar, ya yapay tohumlanmış, ya da izole edilmiş
çiftleştirme alanlarında çiftleştirilmiş olmalıdır. Arıcı şartlarında damızlık koloni temin edilemediği
taktirde en basit olarak; ilkbaharda gelişme hızı yüksek, önceki yıllarda en çok balı üreten, oğul vermeyen,
hiçbir zaman hastalığa yakalanmamış, sakin ve uysal mizaçlı koloniler damızlık olarak kullanılabilir.
Damızlık kolonilere, transferden 4-5 gün önce uygun renkte kabartılmış petek verilerek aşılamanın
yapılacağı gün istenen yaşta larva bulunması sağlanır.
Başlatıcı Kolonilerin Hazırlanması
 En az 15 arılı çerçeveye ulaşan iyi gelişme göstermiş koloniler seçilir. Bunların ana arısı, transferden
3-4 gün önce alınıp ana arısız bırakılır. Larva transferinin yapılacağı günün sabahında fazla çerçeveler
çıkartılıp kolonideki arı yoğunluğu artırılır, kolonide üretilen doğal ana arı hücreleri bozulur ve çerçeve
düzenlemesi yapılır. Bu koloniler, üretimde kullanıldığı sürece sürekli şurupla beslenir, genç işçi arı veya
çıkmak üzere olan kapalı yavru ile takviye edilir. Başlatıcı koloni olarak, bol miktarda genç işçi arıların
toplandığı polen ve bal bulunduran 2-3 petekli bir oğul kutusu da kullanılabilir.
Temel Ana Arı Yüksüklerin Hazırlanması
 Teknik ana arı yetiştiriciliğinde larvaların yerleştirileceği temel ana arı hücreleri (yüksük) saf bal
mumundan yapay olarak hazırlanmaktadır. Parlak renkte, kokusuz saf bal mumu çift cidarlı eritme
kabında eritilir. Su içerisinde bekletilerek suya doyurulmuş yüksük kalıbı önce suya sonra erimiş bal
mumuna ve sonra tekrar suya batırılarak elde edilen yüksükler bir çıta üzerine erimiş balmumu yardımıyla
monte edilir. Elde edilen yüksükler 10-11 mm derinlikte ve 9-10 mm çapında olmalıdır. Çıtada 15-20 adet
yüksük bulunur ve bu çıtalardan bir çerçeveye üç adet takılarak bu iş için özel hazırlanmış olan bir
çerçevede 45-60 adet yüksük bulunması sağlanır. Ana arı üretiminde saf balmumundan yapılmış temel
yüksükler kullanıldığı gibi bu amaç için üretilmiş plastik olanlar da kullanılabilir.
Larva Transferi
 Damızlık kovandan, 6-12 saat yaşlı larvalı çerçeve seçilir. Bir fırça yardımı ile arıları kovan içerisine
dökülerek temizlenir. Çerçevenin şiddetle silkelenmesi durumunda günlük balın larva üzerine akmasına
neden olunacağından bu işlemden kaçınılmalıdır.
 Seçilen çerçeve rüzgar ve direkt güneş ışınlarından korunarak kısa sürede aşılama yerine (transfer
odasına) getirilir. Transfer odası kovan içi şartlarına benzer olarak 30-33 oC ısı ve % 60-70 nem
içermelidir. Uygun yaşlı larvalar, hücrelerden transfer kaşıkçığı yardımıyla alınır ve önceden hazırlanmış
olan yapay yüksüklere yerleştirilir. Bu işlemi yaparken dikkat edilecek en önemli husus, larvanın
zedelenmeden alınıp yüksüğe bırakılmasıdır.
 Larva transferi zor bir işlem gibi görülse de bu konuda çalışan kişiler zamanla tecrübe kazanarak bu
işlemi kolaylıkla yapabilirler. Böylece hem larva tutma oranlarında artış sağlarlar hem de belirli bir sürede
daha çok sayıda aşılama yapma melekesi kazanırlar. Ayrıca, özellikle başlatıcı kolonilerin ilk kullanım
dönemlerinde, yapay yüksüklerin bu kolonilerde bir gün süreyle bekletilmesi ve aşılama öncesi
yüksüklere sulandırılmış taze arı sütü uygulaması tutma oranlarını olumlu yönde etkilemektedir
Aşılı Yüksüklerin Başlatıcı Kolonilere Verilmesi
 Bir başlatıcı koloniye verilecek 45-60 adet larva transferi tamamlandığında aşılı yüksükler
bekletilmeden başlatıcı kolonilere verilir. Larva transferinden 4-5 gün önce ana arısı alınmış ve birkaç saat
önce de çerçeve düzenlemesi yapılmış başlatıcı kolonide, larva transfer edilen çerçeve, bir yanında açık
yavrulu diğer yanında polenli iki çerçeve arasında koloninin ortasına verilir. Başlatıcı kolonideki diğer
açık yavrulu petekler transfer edilen larvaların daha iyi bakılabilmesi için çıkartılmış olmalıdır. Bu
kolonideki polenli petekler genç işçi arıların arı sütü üretebilmeleri, açık yavrulu petek de genç işçi
arıların larva transferi yapılan çerçevenin koyulduğu yere toplanmaları için gereklidir. Başlatıcı kolonideki
diğer çerçeveler ise kapalı yavrulu, ballı ve polenli olmalıdır. Sürekli üretimlerde her larva transferinden
önce bu düzen sağlanmalıdır.
Bitirici Kolonilerin Hazırlanması ve Kullanılması
 Aşılı yüksükler, çiftleştirme kolonilerine dağıtılacağı güne kadar başlatıcı kolonilerde tutulabilirler.
Ancak bu, büyük çapta üretim yapılan işletmelerde ekonomik olmayacağı gibi uzun süreli kullanımlarda
yetiştirilen ana arının kalitesini de olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle sürekli ana arı üretimi için
başlatıcı kolonilerde kabulü sağlanan ana arı hücreleri, başlatıcı koloniye verilişinden 1-2 gün sonra, ana
arısı ızgara ile kuluçkalığa hapsedilmiş 16-18 arılı çerçeveli güçlü kolonilerin üst katına aktarılır. Bu katta
ballı, bol miktarda genç işçi arı, polenli ve kapalı yavrulu çerçeveler bulunmalıdır. Her hafta alt katla üst
kat arasında düzen sağlama açısından çerçeve değiştirmesi yapılmalıdır. Başlangıç kolonisinde bitirici
koloniye aktarılan transfer çerçevesinin yerine yenisi konur ve üretim süreklilik kazanır. Bitirici kolonilere
aktarılan larvaların bu dönemden sonraki beslenme ve bakımları bu kolonilerde sağlanır.
Çiftleştirme Kutularının Hazırlanması ve Kullanılması
 Transferden sonraki 10. günde kapalı durumdaki ana arı hücreleri bulundukları çıtalardan ayrılarak 1
gün önceden hazırlanmış çiftleştirme kolonilere dağıtılırlar. Çiftleştirme kolonilerinin oluşumunda farklı
kovan tipleri kullanılmaktadır. Bunlar standart kovanların üçe-dörde bölünmüş olanları veya ahşap ya da
tecritli malzemeden yapılan küçük çiftleştirme kutularıdır.
1. Çevreyi tanıma ve çiftleşme uçuşundan dönen ana arıların kendi kutularına dönebilmeleri için
bu kutuların giriş delikleri farklı yönlere bakmalı ve geniş bir alana yerleştirilmelidirler. Ana arıya
işaret olması yönünden çiftleştirme kutularının ön tarafları farklı şekillerde farklı renklerle boyanır.
Üretim sezonunun başlangıcında oluşturulan bu çiftleştirme kolonilerinin sürekliliği her bir ana
arının ürettiği yavrularla sağlanır ve böylece bütün sezon boyunca kullanılabilirler.
Ana arısız kolonilere ana arı verilmesi:
 Kovana yumurtlayan ana arı vermede ki esas kural koloni ile ana arının karşılıklı olarak birbirini kabul
etmelerini sağlamaktır. Bunun için ana arı ile işçi arıların teması oldukça yavaş olmalı, işçi arılardan besin
istemesi için aç bırakılmalı ve kokusunun kovan kokusu ile aynı oluncaya değin kapalı kalması
sağlanmalıdır. Alıştırma kafesleri bu amaçla kullanılan önemli bir ekipmandır. Kafes koloninin bulunduğu
alanın ortalarında bir yerde iki çerçeve arasına 45 derece meyille çıkış deliği ve tel kafes tarafı üste
gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Kafes içerisinde ana arı verildiğinde kafeste bakıcı işçi arıların
bulunmamasına dikkat edilmelidir. Özellikle ana arı üreticilerinden alınan ana arıların taşıma sırasında
bakımı için içerisine konulan işçi arılar kafesten çıkarılmalıdır. Çünkü sayıları az da olsa ana arı yanında
bulunan işçi arılar onun farklı bir koloni olduğu izlenimini vereceğinden diğer arılar tarafından ihmal
edilebilir hatta bakılmayarak ölüme terk edilebilir. Kafesin çıkış deliği ana arı konulmadan önce
şekerleme tıkacı veya plastik bir kapakla kapatılmalıdır. Şekerleme tıkacı sertlik derecesine göre 1-3 gün
içerisinde ana arının kendiliğinden serbest kalmasını sağlar. Sertlik derecesi ve şekerlemenin miktarı ana
arının zor veya kolay kabul edilme olasılığına göre ayarlanabilir. Plastik kapak kullanıldığında arıların
çıkışı açmaları olanaksız olduğundan 1-2 gün sonra arıcı tarafından kovan açılır ve işçi arılar ile ana arının
ilişkisi kurulmuş ise kafese dokunulmadan plastik kapak alınır. Kafesin alınması ise birkaç gün sonra
yapılmalıdır. Ana arı verme sırasında yapılacak bütün çalışmalarda fazla duman kullanılması kabul edilme
oranını azalttığından kovanı açmadan 1-2 dakika önce uçuş deliğinden az miktarda yumuşak duman
verilmelidir.
 Ana arıların kovana kabul oranları ana arı ile kovanın içinde bulunduğu koşullara göre değişim
göstermektedir. Özellikle mevsimin etkisi belirgin olarak hissedilir. Örneğin ilkbahar ve sonbaharda ana
kabul oranları yaz mevsimine göre oldukça kolaydır. Bu nedenle yazın analandırma yapılmasının zorunlu
olduğu durumlarda ana arı önce standart çerçeveli ruşete verilmeli daha sonra anasız koloni ile bu ruşet
birleştirilmelidir. 
 Ana arı değiştirme işleminde başarı oranı yapılacak uygulamalarda işçi arıların ana arı materyaline
karşı şiddetli istekleri göz önüne alındığı ölçüde yükselir. Bu konuda bilinmesi gereken temel esaslar
şunlardır;
 1. Ana arısı değiştirilecek koloni birkaç dakikadan fazla anasız bırakılmamalıdır. Yani önceki ana arı
alınır alınmaz yeni bir ana arı verilmelidir. Bu süre uzadıkça başarısızlık artacaktır.
 2. Ana arı kafeste yalnız olmalıdır. Ana arı ile gelen yabancı işçi arıların kokusu kovandaki arıları
alarma geçirecek ve ana arı kazandırmayı güçleştirecektir.
 3. Ana arı kafesi birkaç saat içerisinde ana arıyı serbest bırakacak şekilde düzenlenmeli ve sorun
yaratabilecek arıcı müdahalelerine gerek bırakılmamalıdır.
 4. Ana arı kafesinin yapımında kullanılan tel kafes işçi arıların ana arıyı beslemelerine ve yalamalarına
izin vermelidir. Delikler işçi arıların geçemeyeceği ölçüde fakat olabildiğince büyük olmalıdır.
 5. Kafes içerisinde çıkış deliğini tıkayan sert şekerleme tıkacından başka ana arı için herhangi bir besin
bulunmamalıdır. Çünkü çiftleşmiş bir ana arı için en ideal besin şans verilirse işçi arılar tarafından ona
verilecek taze arı sütüdür.
 6. Kafes bakıcı arıların yoğun olarak toplandığı genç kuluçka alanında tercihen genç larva içeren iki
çerçeve arasında verilmelidir.
 7. Kafes ana arıdan işçi arılara materyal geçişini engelliyor veya azaltıyorsa işçi arıların hemen ana arı
gözü yaptıkları görülür. Bu durum dikkate alınmamalı ve müdahele edilmemelidir. Çünkü ana arı kafesten
çıkıp bütün arılara yetecek kadar materyal verdiğinde bu gözler işçi arılar tarafından ihmal edilecektir.
 8. Ana arı verildikten sonra koloni en az dört gün kendi haline bırakılmalıdır. Aksi halde ana arıyı
kabul zorlaşacak ve hatta etrafında toplanıp onu boğabileceklerdir.
 Ana değişiminde uygulanan bir diğer yöntemde kovanın yanına 5 çerçeveli bir ruşet yerleştirilir ve
esas kovandan alınan bir adet arılı ve bir adet çıkmak üzere kuluçka bulunan çerçeve ruşet içine konur.
Kovandan alınan 2-3 kuluçka çerçevesi hafifçe silkilerek tarlacı arılar uzaklaştırıldıktan sonra üzerinde
kalan genç arılar ruşete silkilir ve çerçeveler kovana yerleştirilir. Ortaya ana arının yumurtlaması için
kabartılmış boş bir petek konulduktan sonra kafes içerisinde yumurtlayan genç bir ana arı verilir. Bir hafta
sonra ruşet açılarak kontrol edilir. Ana arı yumurtlamış ise esas kovanın anası bulunarak alınır ve ortada
iki çerçevelik yer açılır. Kovan ve ruşetteki arılar üzerine ince zerreler halinde tercihen kokulu su
püskürtülür. Ruşetteki kuluçkalı iki çerçeve ana arı ile birlikte alınarak kovanda açılan boşluğa
yerleştirilir. Kovan kapatılır ve ruşette kalan arılar kovanın önüne silkelendikten sonra hafif duman
verilerek kovana girmeleri sağlanır.
 Ana arısız kovanlara hazır döllü ana arı verilmesi zaman kazanma açısından öncelikle başvurulması
gereken bir yöntemdir. Bu yöntemde bölgesel koşullara uygun ırk ve ekotipten ana arılar seçilmeli ve
yetiştirilmede gerekli koşulların sağlanmış olmasına dikkat edilmelidir. Hazır ana arı ana arı kabulünde en
geçerli yöntem olmakla beraber her zaman elverişli hazır bir ana arı bulmak olası olmayabilir. Bu
durumda herhangi bir kovandan alınacak çok sayıda kapalı ana arı memesi bulunan çerçeve arısız olarak
kovana verilebilir. Kesilerek elde edilen tek memeler zedelenmiş olabileceğinden ve arılara verimli olan
bir ana arıyı seçme olanağı tanımadığından zorunlu kalınmadıkça uygulanmamalıdır. Kapalı meme
olmadığı durumlarda son çare olarak uygulanacak yöntem yumurtalı çerçeve verilerek ana arı gözü
yapılmasının sağlanmasıdır. Ancak bu yöntemde arılar öncelikle 1-2 günlük işçi arı larvalarından daha
düşük verimli ana arı üretimi yapacaklarından bu sakıncayı ortadan kaldırmak için çerçeve verildikten beş
gün sonra meme kontrolü yapılarak kapatılmış memeler imha edilmelidir. Bu uygulamadan sonra
bırakılan açık ana arı yüksüklerinde üretilen bütün ana arı larvaları yumurtadan çıktıkları andan itibaren
ana arı olmak üzere özenle yetiştirildiklerinden yüksek verimli olacaklardır.
Ana Arının Önemi Ve Üretimi :
 Çiftleşme sonrası yumurtlamaya başlayan ana arı, ilk işçi arı yavru gözleri kapanana kadar 2-3
haftalık süre ile çiftleştirme kolonisinde yumurtlamaya devam ettirilir. Bu süre sonunda ana arılar satılarak
bunların yerine çıkmak üzere olan yeni ana arı hücreleri verilir. Ana arı hücrelerinin bulundukları
çıtalardan alınmasında ve dağıtılmasında dikkatli davranılmalı, hücreler bu işlemler sırasında çıtadaki
konumunda dağıtılmalı ve ters çevrilmemelidir. Ana arı hücrelerinin çiftleştirme kolonilerine verilmesinin
ardından, transfer edilen larvanın yaşına bağlı olarak 2-3 gün sonra ana arılar çıkar. Ana arı hücrelerinin 
çiftleştirme kolonilerine verilişinden 4-5 gün sonra yapılacak kontrollerde ana arı çıkmayan hücreler ya da
işçi arılarca bozulmuş hücreler görülebilir. Bu durumda yeni hücreler verilmelidir.
Ana Arıların Çiftleşmesi
 Çiftleşme kutularında çıkışlarını gerçekleştiren ana arılar 2-3 günlük olduklarında çevreyi tanıma
uçuşu yaparlar ve daha sonraki 2-3 gün içinde de çiftleşme uçuşuna çıkarlar. Çiftleşme "Erkek Arı
Toplanma Alanı" olarak adlandırılan özel bir alanda, havada 10-30 metre yükseklikte uçarken gerçekleşir.
Erkek Arı Toplanma Alanına ulaşan ana arı salgıladığı seks feromonu ve görme yoluyla erkek arılarca
keşfedilir. Sayısı, 6-20 arasında değişebilen erkek arı ile çiftleşen ana arı kendi kolonisine (çiftleşme
kutusuna) dönerek 3-5 gün sonra yumurtlamaya başlar. Ana arıyla çiftleşen erkek arılar çiftleşme sonrası
ölürler. Ana arı, erkek arı toplanma bölgesinde yeterli sayıda erkek arı bulunmayışı ve olumsuz iklim
şartları altında yeterli sayıda erkek arı ile çiftleşemezse aynı günde veya takip eden günlerde 1-2 kez daha
çiftleşme uçuşuna çıkabilir.
 Çıkıştan itibaren 20 gün içinde çiftleşmeyen ana arılar çiftleşme isteğini kaybederek dölsüz yumurta
yumurtlamaya başlarlar ki artık bundan sonra çiftleşme gerçekleşmez. Çiftleşmenin kontrol altına
alınması, ya en az 8-10 km yarı çaplı izole bölgeler ya da yapay tohumlama ile sağlanır.
Ana Arıların Yapay Tohumlanması
 Ana arıların yapay tohumlanması zor bir işlem olmamakla birlikte, yetenek ve tecrübe isteyen bir iştir.
Teknik arıcılıkta, yapay tohumlama yapılabilmektedir. Bu uygulamada, damızlık değer taşıma gibi özel
öneme sahip kolonilere ait erkek arılardan toplanan spermler laboratuar ortamında, yapay dölleme cihazı
ile mikroskop altında özel bir amaç için yetiştirilen ana arıya enjekte edilir. Ana arıların yapay
tohumlanması zor bir işlem olmamakla birlikte, yetenek ve tecrübe isteyen bir iştir. Bu uygulama üretim
materyali olarak kullanılacak ana arı üretiminden ziyade araştırma ve ıslah çalışmalarında saf ırk ya da
hibrit elde etmede çiftleşmenin kontrol altında alınması amacıyla yapılmaktadır.
Ana Arıların Üretim Kolonilerine Verilmesi
 Çiftleştirme kutularında yumurtlamaya başlayan ana arıların buralardan alınıp satılması veya başka
yolla değerlendirilmesi sürekli üretimlerde bir zorunluluktur. Yumurtlayan ana arıların diğer kolonilere
verilmesinde en önemli işlem, öncelikle koloninin hazır hale getirilmesidir. Bunun için ana arının
verileceği kolonide döllü veya dölsüz ana arı ya da ana arı hücresi bulunmamalıdır.
Ana arının verileceği kolonideki eski ana arı imha edildikten bir gün sonra ana arının bulunduğu kafes
yavrulu iki çerçeve arasına havalandırma ve besleme delikleri ön ve arka tarafa bakacak şekilde
yerleştirilir. Ertesi gün kek haznesinin bulunduğu taraftaki çıkış deliği açılarak arıların keki yiyerek ana
arıyı çıkarmaları sağlanır. Bundan sonra kovan açılıp fazlaca kurcalanmamalı, ancak 2-3 gün sonra ana arı
ve yumurta kontrolü yapılmalıdır. 
 Teknik arıcılıkta yumurtlayan hazır ana arı kullanılması ana arı kayıplarında ya da yapay oğullara ana
arı kazandırılmasında önemli avantajlar sağlar. Ana arıların yumurtlamaya başlamalarında 25-30 gün gibi
zaman kazanılması, koloninin kendisinin çıkardığı ana arının çiftleşememesi riskini ortadan kaldırması ve
orijini belli materyal kazanılmış olması bu avantajlardan bazılarıdır. Ancak, önemli avantajlarına rağmen
arıcılarımız arasında hazır ana arı kullanma alışkanlığı yeterince yaygın değildir.
C-Bal
 Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin
veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddelerle
karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır.
1-Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler:
MADDE ALT SINIF %
Su 17.20
Şekerler 79.59
 Früktoz (Meyve Şekeri) 38.19
 Glikoz(Üzüm Şekeri) 31.28
 Sakkaroz (Çay Şekeri) 1.31
 Maltoz (Disakkaritler) 7.31
 Yüksek Şekerler 1.50
Asitler 0.57
Protein 0.26
Kül 0.17
İz Elementler 2.21
 Pigmentler
 Tat ve Aroma Maddeleri
 Şeker Alkolleri
 Teninler
 Enzimler
 Vitaminler
Ballara Ait Diğer Özellikler
Çiçek Balı Salgı Balı Çiçek ve Salgı
Balı Karışımı
Fırıncılık Balı
Nem (en fazla) % 20 % 20 % 20 % 23
% 25
Püren
(Calluna)
kaynaklı
fırıncılık
ballarında
% 23
Püren (Calluna) ballarında
Sakaroz
(en fazla)
5 g/100 g 5 g/100 g 5 g/100 g 5 g/100 g
10g/100g
 
(Yalancı akasya (Robina
psedoacacia)
Adi yonca (Medicago sativa)
Menzies Banksia (Banksia
10g/100g
(Kızıl çam (Pinus
brutia) ve Fıstık
çamlarından (Pinus
pinea)